GEREKÇE

2007 yılında TASAM’ın inisiyatifi ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Manevi Himayeleri ile hayata geçirilen TÜRKİYE’NİN STRATEJİK VİZYONU 2023 projesinde Valilikler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, Başkent kamu üst yönetimi, medya ve özel sektörün katılımıyla verimli işbirliği süreçleri geliştirilerek bir gelecek vizyonu tartışması başlatılmıştır. TASAM tarafından Ülkemizde “ilk” olarak 14 yıldır sürdürülen bu projenin yeni aşaması niteliğindeki “Güç ve Adalet” ana temalı TÜRKİYE 2053 projesi de 7 yıl önce start almıştır. Sosyoloji ile doğru orantılı gelişen bu tarz projelerin “dönüşüme” vesile olması elbette zaman almaktadır.

2005-2006 yıllarında ilgili otoritelerle sayısız görüşme ve sunum gerekmiş olsa da 2011 yılı itibarıyla Devlet ve Hükümet Politikası hâline dönüşen 2023 sürecinin önündeki zihinsel eşik; nicelik hedeflemeleri üzerine değil, nitelik hedefleri üzerine odaklanılması gerektiğidir. Bu bağlamda şekillenen ve 2023, 2033, 2043 için 3 gözden geçirme öngörülen TÜRKİYE 2053 konseptinde MAKRO ÇERÇEVE, STRATEJİK LOKOMOTİF SEKTÖRLER ve DEĞERLER İNŞASI olmak üzere 3 temel başlıkta proje çalışmaları gerçekleştirilmektedir. İlgili tüm vizyon belgeleri www.turkiye2053.org sitesinde paylaşılmıştır.

MAKRO ÇERÇEVE; “Yeni Devlet Doğası”, “Uluslararası İlişkiler”, “Uluslararası Güvenlik”, “İç Siyaset”, “Ekonomi”, “Eğitim, Bilim, Teknoloji ” ve “Kültür” olmak üzere 7 ana temanın üzerine inşa edilmiştir. Sonuç olarak “siyasi hedeflere” ve bu hedeflerin başarılmasını sağlayacak “ekonomi politikasına” ulaşılması planlanmıştır.

STRATEJİK LOKOMOTİF SEKTÖRLER; makro çerçevede belirlenen “siyasi hedefler ve ekonomi politikası” temelinde Türkiye’yi öngörülere taşıyacak 10 stratejik lokomotif sektör ise; “Tarım, Gıda ve Hayvancılık” “Güvenlik, Savunma ve Savunma Sanayii” “Sosyal Politikalar ve Sivil Toplum” “Mesleki Eğitim, Sanayi ve Yüksek Teknoloji” “Finans, Bankacılık ve Kalkınma” “Enerji ve Nükleer Teknoloji”, “Kamu Yönetiminde İnovasyon ve İnsani Kalkınma” “Turizm, Çevre, Şehircilik”, “Otomotiv, Lojistik, Ulaşım”, “Sağlık ve Sosyal Güvenlik” şeklinde tanımlanmıştır. Sektör çalışmalarının “katılımcı bir süreç inşası” olarak, ilgili tüm otoritelerle birlikte yürütülmesi öngörülmüştür.

DEĞERLER İNŞASI; siyasi, ekonomik ve sektörel hedeflerin uyumu içerisinde makro formülünü üretmiş, güçlü eleştirel düşünce dinamiklerinin ürettiği kesintisiz inovasyonla kamu yönetimi, şirketleri, şehirleri, sosyokültürel dokusu “güç ve adalettemelinde markalaşmış ve insani gelişmişlikte öncü bir Ülke olarak tüm dünyada insanların “ben Türkiye’de yaşamak istiyorum” diyebilecekleri bir hayat alanı inşası için, bu başlık altındaki çalışmalar “Medeniyet İnşası Türkiye Vizyonu – Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler” ana teması kapsamında planlanmıştır.

Ülkemizde “sivil diplomasinin” en önemli unsurlarından biri iş çevreleri arasındaki etkileşimin, bir diğeri halklar arası kültürel etkileşimin artırılmasıdır. Bir diğer önemli unsur ise akademik çevreler ve düşünce kuruluşları aracılığıyla yürütülen faaliyetlerdir. Bu üç temel unsur dışında son yıllarda güçlü enstrümanlar kullanansektörel diplomasi kanalları” ortaya çıkmıştır.

Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler; Türkiye ölçeğindeki ülkelerin, yerel ve yakın bölgelerle yetinmeyip en uzak ülkelere uzanan ve sivil diplomasi araçlarını iyi kullanabilen kademeli stratejik yaklaşımlar benimsemelerini zaruri hâle getirmiştir.

Kıta düzeyinde Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika, Kuzey Amerika, Avustralya ile; bölgesel düzeyde Orta Doğu, Kafkaslar, Akdeniz, Karadeniz, Orta Asya ve Balkanlar ile; uluslararası örgütler bakımından BM, ŞİÖ, İİT ve NATO gibi kurumlar ile; kimlik düzeyinde ise Türk ve İslam dünyaları ile ilişkilerin karşılıklı bağımlılık temelinde derinleştirilmesinde “sivil diplomasi” kanallarına olan ihtiyaç elzemdir.

TASAM; Türkiye’nin yeni Ülke Konsepti olan “Potansiyeli Keşfet” yaklaşımı ile uyumlu şekilde ana teması “Potansiyeli Keşfi: Global Sivil Diploması İnşası” olarak belirlediği SİVİL GLOBAL programı kapsamında sivil kapasitenin tüm kanalları ile global ölçekte seferber edilebilmesi ve “sektörel” tanımlarla da Ağlar (Networkler) oluşturulmasını temel referans olarak almaktadır. Küresel ölçekte kurumsallaştırılan TASAM çalışmalarını bu çerçevede model olarak geliştirmek ve potansiyel vaat eden tüm sivil diplomasi kurumlarını kendi alanlarında daha güçlü ve verimli inisiyatif almaya teşvik etmek ise Program’ın öncelikli çalışma alanıdır. “Sektörel Diplomasi Kanallarının” literatüre/uygulamaya kazandırılması da ayrıca önem arz etmektedir. Bu 19 kanalın vizyon belgeleri iki dilde yayıma giren www.sivilglobal.org sitesinde ayrı ayrı paylaşılmıştır.

Politik dehayı destekleyen iki unsurun ekonomik ve askerî güç olduğunu; din, dil, tarih ve coğrafyanın politikaların derinleşmesi için yeterli olmadığını kendi doğallığında fiilen tecrübe etmiş olan Ülkemiz için önümüzdeki zihinsel eşik, sektörel ve finansal çok boyutlu derinleşmedir. Bu derinleşmeyi sağlayacak tüm yumuşak ve sert güç kanallarını/sektörlerini, kapasite inşasında daha etkin yer almaya teşvik ederek inovasyon ve görünürlük kazandıracak uzun soluklu Program TASAM tarafından yüksek katılım ve başarı ile sürdürülmektedir.

Bu genel perspektifte Dünyada gelişen yeni sofistike rekabet koşullarında Devletimizin ulusal politikalarına ve Ülkemizin uluslararası misyonuna çok boyutlu “stratejik katkılar” sunmak üzere karar alıcılar ve kamuoyu için kapasite inşa etme gayretindeki TASAM, Cumhuriyetin 100. yılına ilerlerken “insanı yaşat ki devlet yaşasın” şiarı ile yerelden küresele bilhassa insani kalkınmayı önceleyen her türlü inisiyatif ve faaliyetin en samimi ön alıcısı, destekçisi ve takipçisi olacaktır.

Ülkemizde bilhassa 30 yılı aşkın süren terör olayları yüzünden Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yıllardır yaşanan sorunlara, son dönemde artan şiddet eylemleri ile insanların ve şehirlerin yaşadığı derin travma ve tahribatların eklenmesi; Bölge’ye yönelik yeni ve kapsamlı projelerin ve programların acilen geliştirilip uygulanmasına duyulan ihtiyacı gündeme getirmiştir.

Bölge’ye yatırım, destek, teşvik, hibeler ile toplamda 140 milyar liralık kaynak aktarımı öngörülen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cazibe Merkezleri Programı’na göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu, 5 cazibe merkezi bölge olarak ele alınmaktadır.

Birinci bölgenin cazibe merkezi Kars olurken Ardahan, Iğdır, Ağrı bu bölgeye bağlanmıştır.

İkinci bölgenin cazibe merkezi ise Van olarak belirlenmiş; Muş, Bitlis ve Hakkari bu bölgeye bağlanmıştır.

Üçüncü bölgenin cazibe merkezleri Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin olurken Batman, Siirt ve Şırnak bu bölgeye bağlanmıştır.

Dördüncü bölgenin cazibe merkezi Erzurum olurken Erzincan, Gümüşhane ve Bayburt bu bölgeye bağlanmıştır.

Beşinci bölgenin cazibe merkezleri Elazığ ve Malatya olurken Adıyaman, Tunceli, Bingöl bu bölgeye bağlanmıştır.

8 cazibe merkezi içeren bu 5 bölge içinde toplam 23 il bulunmakta tamamında 12 milyon 600 bin vatandaşımız yaşamaktadır. Program ile 2020 yılına kadar Doğu ve Güneydoğu’daki 5 ana sorun olan işsizlik, düşük gelişmişlik, düşük ihracat, yüksek göç oranı ve mülteci sorunlarının büyük ölçüde çözülmesi hedeflenmektedir.

Program’a göre; Kars’ın cazibe merkezi olduğu birinci bölgede hayvancılık, lojistik, et ve süt ürünleri, meyvecilik ve turizm sektörlerinde yatırım yapılması planlanmaktadır.

Van’ın cazibe merkezi olduğu ikinci bölgede tekstil, arıcılık, küçükbaş hayvancılık, meyvecilik, tıbbi/aromatik bitkilerin desteklenmesi öngörülmektedir.

Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’in cazibe merkezleri olduğu üçüncü bölgede yapı malzemeleri üretimi, mobilya, hayvancılık, meyvecilik, hazır giyim, ayakkabıcılık, kuru gıda ve turizm yatırımlarına ağırlık verilecektir.

Erzurum’un cazibe merkezi olduğu dördüncü bölgede doğal taş işleme, seracılık, kış turizmi alanlarında yatırımlara öncelik verilecektir.

Elazığ ve Malatya’nın cazibe merkezleri olduğu beşinci bölgede ise konfeksiyon, yapı malzemeleri, küçükbaş hayvancılık, arıcılık ve meyvecilik desteklenecektir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da güven ve huzur ortamının sürekliliği sağlandıkça içeriği oldukça dolu olan ve bugüne kadar hiç verilmemiş bu desteklerin ve teşvik paketlerinin amacına hızla ulaşması beklenirken, kamu ve özel sektörün el ele vermesiyle yatırımların daha da artması mümkün olacak; yeni fabrikalar, yeni inşaatlar, ulaştırma ve sağlık alanlarında yeni yatırımlar gibi daha birçok alanda gün yüzüne çıkmamış bu destekler yeni bir dönemin müjdeleyicisi olacak ve refah artışı tüm Türkiye’ye yansıyacaktır. TASAM öncelikli olarak bu bölgeler üzerine de eğilecektir.

Bize Ulaşın

Birlikte Çalışalım

100 ülkeyi aşan etkinliği ile TASAM çalışmalarına; yönetim, enstitüler, platformlar ve projelerin bilim, akil, yetkin kişiler vb. kurullarında yüzlerce saygın, duayen isim ciddi katkılar sunmaktadır.

11 + 3 =